Bir Genç Kızın Gizli Defteri

      

Bir genç kızın anı defterine yazdıkları

        Bugün çok ama çoook tatlı bir kitapla buradayım😊 Eskiyi özleyenler bayılacak bu yazıya bence😊 Hadi başlayalım😊


          ''Bu anı defteri bana aittir. Benim iznim olmadan defterimi karıştıran ve okuyan, dünyanın en terbiyesiz insanıdır.'' 

                                                                                                                                    Serra Noyan


        

             Kitabın konusu; Serra'nın ailesiyle, arkadaşlarıyla ve kendisiyle ilgili her şeyi anı defterine yazması. İlk aşkını, annesiyle babasının boşanmasını, arkadaşlarının yaşadıklarını, hayallerini, hayal kırıklıklarını, Cosby babasından(rüyalarında) yardım istemesi. Bir genç kızın yaşadığı her şeyi tatlılıkla anlatmış Serra.


                            😊📘Kitaptan Keşfettiğim Alıntılar :


            😊''Rüyamda Brad Pitt karşımda eğilip, o güzel gözlerini gözlerime dikerek,  ''Benimle dans eder misiniz?'' diyormuş. Üzerinde korsan giysileri varmış ve büyük, tüylü bir şapkayı yerlere kadar eğmişmiş bunu söylerken. Ona doğru yürüyormuşum, güçlü eli benim incecik belimdeymiş(ben nedense incecik oluvermişim), beni döndürmeye başlıyormuş. Koca salonda herkes durmuş, şahane dansımızı izliyormuş. Çok da süper dans ediyormuşuz doğrusu.''


              😊''Annemi yolcu ederkenki o ince hüznü ta çocukluğumdan beri zaman zaman duymuşumdur. Bazen akşam olurken içime bir hüzün oturur; Bazen annem evden gidince, ev sessiz kaldığında, hatta bazen arkadaşlarımla birlikteyken bile hüzünlendiğim olur. Bu neden böyle bilemiyorum. Neden hüzünleniyorum acaba?''


                😊''Arada sırada bulutların arasından süzülen güneş ışınları o iri damlalara vuruyor, binbir renkte pırıltılar oluşturuyordu. Mis gibi toprak kokusunu doya doya içime çektim. Her şey öylesine güzeldi ki, dalıp gitmişim.''


                 😊''Sahi ya, ne diye yalan söyleyeyim. Sen kendini beğenmeyebilirsin çünkü sen hala modası geçmiş şeylerle ölçüyorsun güzelliği. Yok yeşil gözler, yok bele kadar inen muhteşem saçlar, yok sopa gibi ince olmak... Oysa biz erkekler belki böyle güzelleri sokakta görünce dönüp bakarız ama birlikte olmak istediğimiz, gerçekten sevebileceğimiz kızlar, kişilikleri olan kızlardır.''


                   😊''İyi ki oturuyordum çünkü dizlerim fena halde titremeye başlamıştı. Kulaklarım ise babamın o ses tonunu duyunca çoktan uğuldamaya başlamıştı. Kalbim küt küt atıyordu.''


                    😊''Çeşme'ye ilk geldiğim günlerde, bilmem buradakilerle anlaşabilecek miyim, diye düşünüyordum. Oysa şimdi onlardan nasıl ayrılacağım diye düşünüyorum. Hepsini ayrı ayrı sevdim...''


                     😊''Cüneyt'in de üzgün olduğu belliydi, bir süre konuşmadan yürüdük sonra bana dönerek, ''Biliyor musun Serra, seni çok özleyeceğim,'' dedi.''


                       😊''Gözlerini gözlerime dikip sır veriyormuşçasına, bana doğru eğilerek alçak sesle, ''Kadın kısmının mesleği evidir kızım. Sen de bunu böyle bilesin. Bugünlerde hepinizin aklını karıştırıyorlar. Kadının mesleği kocasıdır, çocuklarıdır, evidir. Ama sen kalk, bir bankada çalışıyorum diye ev halkını sersefil, perperişan bırak bir hizmetçinin eline, akşamları eve yorgun gel, ne kocanla, ne çocukla meşgul ol, sonra bunun adı, çalışan kadın. Sevsinler,'' diye hışımla fısıldadı.''


                      😊''İçerisi cıvıl cıvıldı. Bayılıyorum tiyatroların fuayelerine. Duvarlarda piyeslerden fotoğraflar, her taraf ışık içinde, çikolatalarla dolu bir büfe ve konuşan, gülüşen insanlar...''


                       😊''Dışarı çıkmak istemiyorum, kitap okuyamıyorum, evde bir yerde oturamıyorum. Hiç kimseyle konuşmak da istemiyorum. Bekliyorum, bekliyorum. İşin kötüsü, neyi beklediğimi de bilmiyorum. İyi haber mi? Kötü haber mi?''


                       😊''İşte o zaman son olayları anımsadım. Annemle babamla yaptığım konuşmayı, babamın gidişini ve benim odama kapanışımı... Sonrasını zaten rüyada gibi hatırlıyordum. Demek tüm haftayı yatakta ve uyuyarak geçirmişim. Olayları hatırlayınca, kendimi tutamadım, gözlerimden yaşlar boşandı.''


                         😊''Kendim hakkında bilmediğim ne çok şey var. Hangi meslekleri sevebilirim? Hangi konuda yetenekliyim? Neyi sevip, neyi sevmediğimi bile bilmiyorum daha. Ne korkunç! Evet, bundan böyle bu konu üstünde düşünmeliyim. Önce kendimi tanımalıyım, ancak ondan sonra sağlıklı bir karar verebilirim.''


                           😊''Yolda susup kalmışım.''

                           ''Neyin var?'' deyince gözlerim doluverdi. 

                            ''Serra, yapma ne olursun,'' dedi Cüneyt.''


                            😊''Hayatta bazen işler yolunda gitmez, işte o zaman hemen umutsuzluğa kapılmayın. Öyle oldu diye siz üzülürken bir de bakarsınız uzun vadede bu sizin hayrınıza olmuş.''


                            😊''Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen sonunda en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençliğini yitirmeden doğru seçimler yapmayı öğrenmek gerek.''


                           😊''İlk yapabildiğim gün öyle sevinmiştim ki, sudan çıkar çıkmaz beni izleyen Cüneyt'in boynuna sarılıverdim. Cüneyt de şaşırdı bu işe.

                                  "Sırılsıklam oldun Cüneyt" diye özür dilediğimde Cüneyt, "Keşke hep böyle sırılsıklam olsam." dedi.

                                   ''Acaba ne demek istedi?''



                     Kitap 263 sayfa, karton kapaklı, Artemis Yayınları'na ait baskısı. Dili akıcı ve anlaşılır. Toplamda 13 seri. Son kitap birkaç ay önce çıktı. Yazarın kitaplarını çok severim. Daha önce  Yaş On Yedi  kitabını yorumlamıştım, ismin üstüne tıklayarak yorumuma ulaşabilirsiniz. İpek Ongun kalemini çok sevdiğim yazarlardandır. Kitabı ortaokul yıllarında okumuştum, sonrasında seriden birkaç kitap daha okudum, 5 kitaptan sonrası yok. Tekrar okumak istedim ve bana çok iyi geldi yıllar sonra bu kitabı okumak. Tatlı bir huzur, mutluluk verdi bu kitap bana. Bu sefer seriyi bitireceğim. 


                     Kitabın ilk yayınlanma tarihi 1990. Yaş On Yedi ilk yazdığı gençlik romanıdır. Bir Pırıltıdır Yaşamak ve Lütfen Beni Anla kitaplarıyla da ödül almıştır. Bu iki kitabı seneler önce okumuştum, tekrar okumak isterim. 1980 yılında ilk çocuk kitabı Mektup Arkadaşları yayınlanmıştır. İpek Ongun gençlere yol göstermek, cesaret vermek ve onları anlamak adına çıkardığı kitapların hepsinde çok başarılı bence.


                      Kitabı hepiniz biliyorsunuzdur, eminim çoğu kişi okumuştur. O gün instagram hesabıma öyle tatlı mesajlar geldi ki, çok mutlu oldum. Benim gibi yeniden okuyanlar var😊 Her zaman okuyabileceğiniz kitaplardan bence. Serra, hepimizin ucundan kıyısından yaşadığımız şeyleri çok güzel dile getirmiş. Arkadaşlarıyla olan sorunları, anne-babaların o dönemlerde çocuklarını anlamadıklarını, ilk aşkını, bir şeyler yapmak ve kendini kanıtlamaya çalışmak... Hepimizin hayatında olan biten şeyler bunlar.


                    Kitabı okurken Serra'nın babaannesine sinir oldum. Rehber öğretmeninin yaptığı davranış ayrı sinir etti. Yukarıda yazdığım alıntılardan birini de sinirlenerek yazdım, beni tanıyorsunuz, hangisi olduğunu tahmin edersiniz.  Arkadaşlık ilişkileri çok güzeldi, açıkçası böyle bir arkadaş grubumun olmasını isterdim, imrendim, ilk okuduğum zamanda çok sevmiştim arkadaş grubunu. Cüneyt'in hep destek olması, yardımcı olmak için elinden geleni yapması çok güzeldi bence. Serra'nın azmi, hayallerinin peşinden gitmesi çok güzeldi. Cosby Ailesi'nin babasının rüyalarına girmesi de bence kitapta ayrı bir tatlılık olmuş. Cosby Ailesi'ni çok severdim ben de, kaçırmadan izlerdim😊



                     Aslında bu kitaba sadece Serra'nın anı defterine yazdıkları üzerinden tek bir bakış açısıyla bakılmamalı. Anne- babanın çocuğu üzerindeki etkileri çok rahat görebilirsiniz okuyunca. Serra'nın annesiyle babasının ayrılması ve bunun etkileri, Tümay'ın geleceğini etkileyen bir konuda babasının izin vermemesi ve Tümay'ın babasından nasıl korktuğu, Bora'nın çok şımarık tavrının altında aslında aileden istediği ilgiyi sadece maddiyatla görmesi. Bunun gibi birçok neden ve küçük diye umursanmayan ayrıntılar hayatımızda çok önemli noktalara gelmemizi sağlıyor. Bazen de bu ayrıntılar çok yanlış yerlere yönlendiriyor.  Gençlik kitabı gözüyle bakılsa da anne- babaların bu tür kitapları mutlaka okuması gerekir diye düşünüyorum. 


                    Hiç anı defteriniz oldu mu? Kimseye söyleyemediklerinizi defterinize içinizden geldiği gibi yazdınız mı? Benim ilk anı defterime yazdığımda ilkokuldaydım. Dayım hediye etmişti, çok güzel bir kutusu ve yanında da kalemi vardı, defterin kapağına bayılmıştım. Kapaktaki  ''Happy Girl'' yazısı ve küçük kız resmi çok hoşuma gitmişti. Öyle sevinmiştim ki, nasıl heyecanla yazmıştım. Sonrasında birkaç sene daha günlük tuttum, bir ara bıraktım. Liseden sonra tekrar başladım. Defterleri seviyorum, rengarenk sayfalar neşe veriyor bana. Hala defter gördüğüm zaman alırım, evde olsa da fark etmiyor benim için. Çocuk gibiyim diyorum ya hep, bu halimi de çok seviyorum. Defterlere içinden geldiği gibi yazıyorsun, kim ne der diye düşünmeden ve bu çok iyi geliyor. Birkaç anı defterimi de sizlerle paylaşıyorum😊


Bir genç kızın anı defterine yazdıkları


                     Kitabı alın ve okuyun derim. Tabii anı defterinizi ve çikolatanızı da yanınıza alın😊📔🍫


                      Keyifli kitap keşifleri, keyifli okumalar dilerim😊


Yorum Gönder

18 Yorumlar
  1. Kitabı okumadım, konusunu da bilmiyordum sanırım, hatırlayamadım. Gençlere yol göstermesi açısından güzelmiş. Alıntıları okudum da dili çok sade geldi bana. Biraz daha derin ve süslü olsa daha ilgimi çekerdi büyük ihtimalle. :)
    Şu an kullandığım bir defter var, ortalama iki ayda bir yazıyorum gerçi. Canımın en sıkkın olduğu anlarda öfkemi oraya kusuyorum da diyebilirim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Eski bir kitap, ilgini çekmediyse sevmezsin. Ben de içimden ne zaman gelirse yazıyorum, çok iyi geliyor bir deftere yazmak:))) Özellikle öfke anlarında çok iyi oluyor dediğin gibi:)))

      Sil
  2. Ben yazardan önce Kendi ayakları Üstünde'yi okumuş ve çok sevmiştim. Meğer serinin üçüncü kitabıymış. Bir seri olduğunu anladığım zaman sırasıyla okudum. Lisede başladım, 35 yaşında son çıkan kitabını okudum. Bağımlılık yapıyor, yeni kitabı çıktığı anda alıp okumak istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Ben yazarın kalemini seviyorum, seriye tekrar başlamak iyi geldi bana:))) Son kitabı birkaç ay önce çıktı:) Ortaokuldan sonra tekrar okumak başka yerlere götürdü beni:)))

      Sil
  3. Bu seriyi ben ortaokula giderken sınıfta okuyanlar vardı. Ama o zamanlar ilgimi çekmemişti. Yıllar sonra lise sona giderken hani sınav yılı falan ya, meşgulüm, canım acayip kitap okumak isterdi :) Bu seriye başlamıştım. Ya 11. sınıf ya 12 sınıf yazıydı, emin değilim. Serinin ilk 6 kitabını okudum. Sevdim de. Ben de lise birden beri günlük tutuyorum. Genç bir kızın günlüğünü okuyordum bu seriyi okurken de. O yüzden seriye kendimi yakın hissetmiştim. Ama sevmediğim kısımlar vardı. Serra'nın yaşadığı hayat pek çok okurun yaşayabileceği hayattan fersah fersah uzaktı. Bunu seriden okuduğum kitaplar üzerine düşünürken fark etmiştim. Ama bunun dışında okumasını keyifli bulduğumu anımsıyorum. Senin defterlerin de çok sevimlilermiş :) Bende de kedili defterin farklı bir kedili versiyonu var ama aynı defter serisinden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Ben bu seriyi çok seviyorum, tatlı bir seri bence:))) Serra'nın yaşadığı hayat evet herkesin yaşadığı bir hayat olmayabilir ama ailelerle olan ve içinde yaşadığı psikolojik durum bence birçok kişiyi yansıtıyor. Çok teşekkür ederim, defterleri çok seviyorum, eğlenceli olan bir şey gördüğüm zaman hemen alıyorum:))) Kedili defterin farklı versiyonları var, hayalperest olanını istiyorum:))) Bir de Thinkbook zamansız ajandaları çok güzel oluyor, tavsiye ederim:)))

      Sil
  4. (18) Kız yeğenimden okumak istediği kitapları istemiştim. İpek Ongun'dan 2 3 kitap ismi vermişti. Dayı olarak 2 3 kitabını değil, hepsini alırım dedim, dedim de bir baktım bir sürü kitabı var :)) Söz ağızdan bir kere çıkmıştı, hepsini aldım. Çok sevinmişti.
    İpek Ongun kitapları yeğenimin söylediğine göre sade ve yorucu olmayan bir dile sahipmiş. Herkesin okuyabileceği kitapmış :) İyi okumalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) İpek Ongun kitapları gerçekten çok güzeldir, ben de çok severim:))) Ne güzel yapmışsınız, hediye almışsınız kitapları:))) Benim de en sevdiğim hediye kitaptır:))) Bu seri çok tatlı bir seri, kesinlikle tavsiye ederim:)))

      Sil
  5. tüm samimiyetimle söyleyeceğim, okurken gözlerim doldu. Hatta başlığı görüp geldiğimde aklıma 'aaa ipek ongun'un böyle bir kitabı var'' demiştim kitabı görünce de öylece kaldım. bende anısı çoktur, bu kitap benim gençliğim, genç kızlığımın o heyecanlı ve kırılgan dönemleridir... Serra ile büyüdüm ben de. Ne diyebilirim ki. O dönem epsilon dan basılıyordu, o kadar iyi hatırlıyorum ki. ne olduysa 9dan sonrasını alamamıştım. yeniden basıldığından haberim yoktu, şimdi hemen bakacağım ve varsa alıp kitaplığıma eklemeyi gerçekten çok isterim. belki yeniden okurum hatta... çok duygulandım ne diyebilirim ki, elinize emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Ne tatlı yorum yapmışsınız, çok mutlu oldum yorumunuzu okurken:))) Beni de çok eskilere götürüyor bu kitap, daha doğrusu İpek Ongun'un kitapları genel olarak bende aynı etkiyi yaratıyor:))) Kitap ilk önce Altın Kitaplar baskısı ile çıkmıştı, sonrasında dediğiniz gibi Epsilon Yayınları'ndan çıktı bir dönem:) Ben de bu sefer seriyi tamamlayacağım, son kitabı (13.kitap) birkaç ay önce çıktı:))) Kesinlikle yeniden okuyun derim, bana iyi geldi yıllar sonra okumak:))) Tatlı bir duygulanma yaşamışsınız yazımı okuyunca, kitabı görünce:))) İçten yorumunuza çok çok mutlu oldum:))))

      Sil
  6. Ay naaaptın yaaa, yaşlanmadım demi :) çok tatlı bir yazı olmuşşşş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Yok yok yaşlanmadın:))) Kitabın bizi eskilere götürmesi hem üzüyor hem de kocaman bir özlem bırakıyor içimizde:))) Yazımı beğenmene çook mutlu oldum:)))

      Sil
  7. Eskiden ne popülerdi İpek Ongun'un bu kitabı🤭

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) İpek Ongun kalemini çok severim, kitaplarını da tavsiye ederim:))) Doğru diyorsun eskiden herkes bu kitabı bilirdi:)))

      Sil
  8. Harika bir tanıtım olmuş, yazarı çok severim, bu seriden de birkaç kitap okumuştum, tam bir klasik, tabi ki anı deftersiz olmaz, elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Ben de çok seviyorum yazarı, bu seri çook güzel:))))

      Sil
  9. Bu serinin bütün kitaplarını okumuştum, samimi ve sade bir dil ile yazılmıştı, sevmiştim.Empati kurduğum şeyler olmuştu o yaşlarımda diye anımsıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Seriyi çok seviyorum ama bütün kitaplarını bitirmedim, tekrar okumaya başladım yavaş yavaş:))) Kesinlikle insan okurken empati kuruyor, katılıyorum dediğinize:)))

      Sil