Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

                  

Bir Kadının sevdiği adama yazdığı mektup

        

                      ''Sana, beni asla tanımamış sana...''


        Bu cümle çok etkiledi beni. Sevginin tek taraflı yaşandığını anlatan güzel ve bir o kadar da üzgün cümlelerden biri😔


          Kitabın konusu;  Bir kadının sevdiği adama yazdığı mektubu anlatıyor. Kadın, hayatında sadece bu adamı sevmiş, aşık olmuş, büyük bir tutkuyla bağlanmış. Tek taraflı sevgisi ve onu asla tanımayan, gördüğü zaman diğer kadınlarla bir tutan bir adam.  Kadının yazdığı mektup adama ulaşıyor ama kadın öldükten sonra gönderiliyor. Zaten kadın öleceğini bildiği için yazıyor mektubu.


                     😊📘Kitaptan Keşfettiğim Alıntılar :


          😊''Biliyorum, biliyorum, çocuğum dün öldü. Şimdi artık benim için yalnız sen varsın dünyada, yalnızca sen, benimle ilgili hiçbir şey bilmeyen sen, bu arada hiçbir şeyden haberi olmayanı oynayan veya her şeyi ve herkesi alaya alan sen. Evet, yalnızca sen, beni asla tanımamış olan ve hep sevdiğim sen.''


            😊''Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.''


            😊''Sabret sevgilim, sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım.''


            😊''Daha sen kendin benim hayatıma girmezden önce, çevrende sanki bir ışık halkası, zenginliğin, farklılığın ve sır perdesinin oluşturduğu bir alan vardı. Bizler, varoştaki o küçük binada yaşayanlar (çünkü daracık hayatları olanlar, kapılarının önüne gelen her yeni karşısında meraka kapılırlar) sabırsızlıkla senin taşınmanı beklemeye başlamıştık.''


            😊''Benim için her şey, ancak seninle ilintili olduğu ölçüde vardı, hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağıntılı olduğu ölçüde anlamlıydı. Bütün hayatımı değiştirmiştin.'' 


             😊''Kimi zaman saatler boyu bekledim ve sen sonunda tanıdıklarının eşliğinde evinden çıkıp gittin, iki defa seni kadınlarla birlikte de gördüm; artık bir yetişkin olduğumu, sana olan duygumun farklılığını, seni kendinden çok emin bir ifadeyle koluna girmiş yabancı bir kadınla yürüyüp gittiğini gördüğümde ansızın geliveren ve ruhumu parçalayan yürek çarpıntısından da anlayabiliyordum.''


                😊''Senden elimde tek bir satır bile yok şu son saatlerimde, hayatımı vermiş olduğum insandan tek bir satır bile yok. Bekledim, çaresizlik içinde kalmış biri gibi bekledim. Ama sen beni çağırmadın, tek bir satır bile yazmadın... bir tek satır bile...''


                 😊''Bana adımı, nerede oturduğumu sormadın; senin için tekrar yalnızca serüvendim, adsız olandım, unutuşun sisleri arasında bütünüyle eriyip giden ateşli saatlerdim.''


                  😊''Bağışla, bağışla beni sadece bu defaya mahsus olmak üzere yapıyorum, bir daha asla, asla yapmayacağım. Bu konuda on bir yıl boyunca sustum ve pek yakında artık sonsuza kadar susmuş olacağım; ama bir defa olsun haykırmak, evet bütün mutluluğum olmuş olan ve şimdi şuracıkta artık nefes almadan yatan çocuğun bedelini ne kadar ağır ödediğimi bir defa olsun anlatmak zorundaydım.''


                     😊''Ama sen, ben yaşadığım sürece bu çığlığı duymayacaksın. Ancak öldüğüm takdirde bu benden kalan sana ulaşacak, benden, yani seni herkesten çok sevmiş, ama senin tarafından hiç tanınmamış olandan, hep seni beklemiş, ama senin tarafından hiç çağırılmamış olandan kalan bir miras.''


                   😊''Belki de, evet belki de ancak o zaman beni çağıracaksın, ve ben de ilk defa sana karşı sadakatsiz olacağım, çünkü ölmüşken artık seni duyamam; sana hiçbir resim ve hiçbir işaret bırakmıyorum, senin de bana hiçbir şey bırakmadığın gibi. Beni asla, hiçbir zaman tanımayacaksın.''


                   😊''O sırada bakışları önünde, yazı masasının üstünde duran mavi vazoya takıldı. Vazo boştu, yıllardan beri bir yaş gününde ilk defa boştu. Korktu, sanki birdenbire bir kapı görünmeksizin açılmıştı ve başka bir dünyadan gelen soğuk esinti, sanki odasına akıyordu.''


                   😊''Dağınık bakışların ister istemez üzerimde gezindi ve benim bakışlarımdaki dikkatle karşılaşır karşılaşmaz; bunu hatırlayınca nasıl da korkmuştum! Senin, o kadınlara yönelik özel bakışına, o sevecen, sarıp sarmalayan, aynı zamanda da karşısındakinin bütün örtülerini kaldıran, kucaklayan ve hemen o anda yakalayan bakışlarına, beni, yani bir çocuğu hayatında ilk kez bir kadının, artık seven birinin erişkinliğine ulaştıran bakışlara dönüştü.''


                  😊''Oysa, o zamanlar daha bir genç kız olan ben, henüz senin unutkanlığını anlayabilecek durumda değildim, çünkü seninle ölçüsüz ve sürekli ilgilenişim sonucunda iç dünyamda senin de sık sık beni düşüneceğin ve bekleyeceğin gibi çılgınca bir düşünce bir şekilde filizlenmişti; senin için bir hiç olduğumu, bana ait herhangi bir hatıranın en hafif biçimde bile seni etkilemediğini bilseydim eğer, herhalde soluk bile alamazdım.''


                     😊''İyi olan şey unutulmaz, seni unutmayacağım,'' dedin ve bu arada bakışların bütünüyle içime indi, sanki resmimi hafızama çizmek ister gibiydin.''


                    😊''Evet, bütün, ama bütün insanlar beni şımarttılar, bana karşı hepsi iyiydi. Yalnızca sen, evet, yalnızca sen beni unuttun, yalnızca sen, beni asla tanımadın.''


                   😊''Acaba o anda çığlık atmamayı, nasıl başardım, bilemiyorum. Bana, seni çocukluğundan beri seven, çocuğunun annesi olan bana, o gecenin karşılığında para ödemiştin!''

                    

                  😊''Adam, duyguya ait hatıraların varlığını hissediyor, ama onları yine de hatırlayamıyordu. Sanki bütün bu kişileri rüyada görmüş gibiydi, sık sık görmüştü onları, ama sadece bir rüya görme haliydi.''



Bir kadının sevdiği adama yazdığı mektup


           
  Kitabın dili akıcı ama bazı yerlerde ağır, çeviriden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Çok sevemedim çevirisini. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'na ait baskısı, karton kapaklı ve 62 sayfa. Kitabın sonunda çevirmenin 2 sayfa, kitap ve yazar hakkında açıklaması var ve bu çok hoşuma gitti. Kitabı Koridor Yayınları'ndan da okudum, ama İş Bankası Kültür Yayınları'nı daha çok sevdim. Yazarın kitaplarını çok severim. Daha önce Olağanüstü Bir Gece kitabını yorumlamıştım(yorumumu kitabın üstüne tıklayarak okuyabilirsiniz) ve en sevdiğim kitaplarından biridir.  Bu kitabını da çok severek okudum. Stefan Zweıg eserlerini, kalemini seviyorum.


                  Açıkçası bu kitaptan bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim, okurken oldukça etkiledi beni. Belki kadın karakteri kendime yakın gördüğüm için olabilir. Aşkı anlatımı, yaşaması çok güzeldi. Bu aşk bütün hayatını etkileyecek şekilde ona acı vermiş ama bu acıyla ve içinde yaşattığı sevgisiyle çok mutlu olmuş. Sevdiği adama sorumluluk yüklememek için hiçbir şey söylememiş. Bu ne kadar doğru tartışılır tabii.


                 Birini sevmek çok güzel ama bu kadar hayatını adamak bana doğru gelmiyor. Birkaç sene öncesine kadar ben de böyle düşünüp davranıyordum ama sonra farkına varıyorsunuz bazı şeyleri. Kadın tek taraflı bir aşk yaşamış. Önceleri platonik olarak başlamış, sonrasında bir şekilde karşılaşıp birlikte olmuşlar.  Sonrasında bir çocukları oluyor ama adamın bundan hiç haberi yok. Adam hiçbir şekilde hatırlamıyor, çünkü diğer kadınlardan bir farkı yok onun için. Kadın da birkaç buluşmasında hiçbir şey söylemiyor. Bir diğer detay ise adamın doğum gününde kadının her sene beyaz güller göndermesi ve bunun hiç sorgulanmaması. 


                 Stefan Zweıg romanlarında psikolojik etkiler çok fazla hissedilir ve ben bu yüzden kitaplarını çok seviyorum. Farklı bir açıdan bakıp yazmış bence. Bir erkek yazar olarak kadının iç dünyasını çok iyi yansıtmış diye düşünüyorum. İnsan psikolojisine çok önem veriyor. Detaylara yer veriyor. Aşkın psikolojik çözümlenmesi ve mutlak aşk kavramları öne çıkıyor. Kadın aslında adamın kendisini tanımasını çok istiyor ama bunu dile getiremiyor. İçindeki büyük aşkıyla tek başına yetinmeye çalışıyor. Bütün bunlar olurken canı çok yanıyor. İçinde bulunduğu psikolojik durum ve hiç kavuşamamaları adamı onun için daha ulaşılmaz yapıyor. 


               Kitabı çok sevdim ve kesinlikle tavsiye ediyorum. Bence herkes okumalı, Stefan Zweıg severler acil olarak okumalı😊📙 Kitabı okurken gözlerim doldu bazı yerlerde. ''Sen de her şeye ağlıyorsun, yeter artık'' dediğinizi duyuyorum😊 Haklı olabilirsiniz, fazla duygusalım (bu özelliğimi hiç sevmiyorum) Kadının yerine kendimi koydum, öyle olunca da buz gibi bir tavırla okuyamadım.


                 Kitabı okuduktan sonra kendime ilk sorduğum soru, daha doğrusu düşündüğüm soru desem daha doğru olur.  Adam kadını gerçekten tanısaydı, gerçek bir aşk yaşayabilirler miydi? Adam, kadına aşık olur muydu, değer verir miydi? Kendi kendime cevapladığımda bir tarafım bu adam bu kadını hiç sevmezdi diyor, bir tarafım da aşkını bilseydi karşılık verirdi diyor. Net bir şey diyemiyorum. %40'a  %60 oranlarında cevapları düşünüyorum. Sizi fark etmeyen bir erkeğe ne kadar aşık kalabilirsiniz?


                Kadının hisleri o kadar gerçek ki, kitabı okurken kadınla beraber siz de acı çekiyorsunuz. Her bir detay film gibi gözünüzün önünde canlanıyor. 13 yaşında başlamış sevmeye ve bu sevgisi hiç bitmemiş kadının, 30 yaşına kadar sürmüş.  Adam bir yazar, çapkın, günlerini başka kadınlarla geçiren biri. Aslında kadının yaşadığı bu aşk okuyucuyu etkileyip çok güzel gelse de ana temasına baktığınız zaman ''saplantı''  Obsesif-kompülsif bir durum da söz konusu bence. Yukarıda da yazmıştım birine kendini bu kadar adamak doğru gelmiyor bana. Böyle bir durumda kadının yaşadığına aşk desek de, aslında aşk değil. Aşk karşılıklı yaşandığı, alma-verme duygularının dengesi üzerine kurulu bir kavram bence. 

                

               Kadına ayrı kızıyorum, adama ayrı kızıyorum. Onu hiç fark etmeyen bir adam için bütün yaşamını aşk için yaşamış ama nasıl bir aşk? Eleştirirken şunu da söylemeliyim, aşık olduğunda mantık devre dışı kalıyor. Bu bakış açısıyla baktığım zaman da kadına hak veriyorum. Adama gelince, insan birlikte olduğu kadını hiç mi tanımaz? Sadece birkaç buluşma olsa da tanımalı. Sinirlendim yine, en iyisi bu konuda çok konuşmayım, çünkü  bir yere varamıyorum😊

                

               Kitabın çevirmeni Ahmet Cemal açıklamalarını yazarken bu kitapla, yazarın yazdığı Marie Antoinette kitabının arasında benzerlikler olduğuna dikkat çekmiş. Merak ettim, en kısa zamanda bu kitabı da alıp okumam gerekiyor. 


                Biraz önce filmini de izledim. 1 saat 27 dakikalık yönetmenliğini Max Ophüls'ün yaptığı başrollerinde Joan Fontaine, Louis Jourdan'ın oynadığı 1948 yapımı siyah-beyaz film. Filmi izlerken sıkılmadım ama bazı şeyleri değiştirmişler. Kitaptaki karakteri yazar olarak tanıyoruz, filmde piyanist olarak görüyoruz. Filmi genel olarak beğendim, izlerken de kitabı tekrar okuyormuş hissine kapıldım. Filmde trenle yapılan hayali geziye bayıldım, çok güzeldi. Ben de sevdiğim kişiyle böyle tatlı bir yolculuk yapmak isterdim😊Bir de elma şekeri aldıkları yer çok tatlı geldi. 1,5 saatlik filmde bunlar mı hoşuna gitti derseniz, evet sevdim bu sahneleri😊 Ayrıca kitabı okurken kadının aşkını fazlasıyla hissediyorsunuz, filmdeki kadın oyuncu bunu çok iyi yansıtmış ve bence çok güzel oynamış. Filmi seyretmek isterseniz tıklayabilirsiniz😊🎬









                 Bilinmeyen bir kadından bilinen bir adama mektup... Bilinmeyen bir kadından bilinen bir adama dolu dolu bir aşk...


                  Keyifli kitap keşifleri, keyifli okumalar dilerim😊


                😊🎈3 günde yazdım kitabın yorumunu, aklım karışıktı, toparlayamadım yazdıklarımı bir türlü. Filmi de bugün 2 saat önce izledim, sizlere de tam olarak yazabileyim diye😊

              🎈 Gamzeli Kız Blogla çok keyifli bir röportaj yaptık, röportajı da okursanız çok mutlu olurum😊😍 Gamzeli Kız Blog'tan ulaşabilirsiniz röportaja😊


Yorum Gönder

32 Yorumlar
  1. Çok güzel anlatmışsın kitabı, merak ettim. :)) Kadınınki biraz takıntı gibi geldi bana. Çapkın bir insandan anında soğurum, yıllarca sevmeye devam etmesi ilginç geldi. Hadi adam normal olsa, çapkın olmasa neyse diyeceğim. Yine de yazar madem bu kadar iyi anlatmış kadın bakış açısını okumak isterim. :) Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Yorumumu beğenmene çok sevindim:))) Evet başta aşk diyorsun ama düşündüğün zaman yazıda da belirtmiştim, takıntı, saplantılı aşk durumu. Farklı bakış açılarıyla düşündüğün zaman hek veriyorsun, bazı yerlerde hak veremiyorsun, bilemedim? :)))
      Çapkın insandan hayır gelmez. Adamda dediğin gibi normal değil, hep başka kadınlarla olmuş. Yine de kitabı tavsiye ederim, çok severek okudum:)))

      Sil
  2. Yazarın okumadığım kitaplarından güzel alıntılara yer vermişsin ) sevgi biraz zor bir konu ama zweig yazmış :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Kesinlikle okumanı tavsiye ederim, çok güzel bir kitap:)))
      Zweig gerçekten çok güzel yazmış, bir kadının duygularını çok iyi yansıtmış okuyucuya:))))

      Sil
  3. Okumak isteyip de okuyamadığım kitaplardan biri. Sanırım bolca psikolojik tahlil içeriyor. Film ile kitabı senkronize etmen de güzel olmuş. Emeğine sağlık Kitap Keşfi. Sevgiler, 🤗🤚

    YanıtlaSil
  4. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim Sibel Hanım:))) Stefan Zweıg kitaplarında genel olarak psikolojik tahlil var, bu yüzden de seviyorum:))) Film de güzel, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum:)))) Tatlı sevgiler:)))

    YanıtlaSil
  5. Baştaki cümle gerçekten çok anlamlı ama ben bir insanı ne kadar süre geçerse geçsin tam olarak tanınamayacağını savunanlardanım:) Ya da karşı taraf ne kadar isterse o kadar tanıyabileceğimizi:) Birde böyle seven kadınlara ve adamlara inanılmaz saygı duyuyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Çok doğru yazmışsınız. Karşınızdakinin izin verdiği ölçüde tanıyabilirsiniz birini, ya da tam olarak tanıyamazsınız:)))
      Sevgi çok güzel bir şey, gerçekten böyle seven, gerçekten seven insanlara ben de saygı duyuyorum, sevgiye değer veriyorlar ve sadece lafta sevmiyorlar:))))

      Sil
  6. Tüm eserlerini okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki hepsini okumadan Stefan Zweig dünyasından çıkmamalısınız :)) iyi okumalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Stefan Zweıg çok sevdiğim yazarlardan:))) Ne kadar güzel, tüm eserlerini okumuşsunuz, ben de yavaş yavaş okuyorum, onun kitaplarını okumak oldukça keyifli:))))

      Sil
  7. İkinci fotoğraftaki kapak tasarımı bana çok daha güzel geldi. Stefan Zweig'in çok duyulan eserlerinden biri. Hakkında iyi ve kötü yorumlar var. ama ben yine de bir okumak istiyorum. Paylaştığın alıntılar ile beraber kitabı çok güzel anlatmışsın :) emeğine sağlıkk :) Filmden de çok hoş bahsetmişsin, fragmanı izledim. İzlerim belki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Stefan Zweıg seviyorsan bence kitabı da çok seversin, etkilendiğim kitaplardan biri:))) İki kitabı da okudum:) Film eski olmasına rağmen beni hiç sıkmadı, sevdim, bir şans ver derim:))))

      Sil
  8. Şahane bir yazı olmuş gerçekten elinize sağlık, kitabı okumadım ama çok duydum, güzel bir eser, filmi olduğunu bilmiyordum, onu da merak ettim, röportajı da okuyacağım, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Yazımı beğenmenize çok mutlu oldum:))) Kesinlikle tavsiye ederim kitabı:))) Filmi genel olarak beğendim, vaktiniz olursa izleyin derim:)))

      Sil
  9. filmi olduğunu bilmiyordum, izleyebilir miyim onu da bilmiyorum, işin kötüsü kitabı okuduğumu da hatırlamıyorum, erken bunamaya doğru hızlı bir yuvarlanma içinde hissettim kendimi şu an, elime geçerse bir daha okuyayım o halde, kal sevgiyle :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Kitabı tavsiye ederim, zaten çok kısa bir kitap ama oldukça etkili:))) Filmi de güzel bence, bir şans verebilirsin :)))

      Sil
  10. Yazardan okuduğum ilk kitap. Bu derece saplantılı bir aşkı sevmemiştim ama yazarın üslubuna bayılmıştım. O gün bugündür bütün Zweig kitaplarını okumaya çalışıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Stefan Zweıg kitapları başka, ben de çok keyif alarak okuyorum :))))

      Sil
  11. Aaaa filmi de mi varmış, yeni öğrendim ve şaşkınım :) Bu kitabı baya önce okumuştum. Yazardan okuduğum ilk kitaplardan biri. O zaman baya sevmiştim. Yazarın anlatımı etkileyici zaten. Ama yorumunda değindiğin noktalar insanı sinir ediyor. Şimdi okusam o kadar çok sevmeyebilirim gibi hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Yazarın kalemini ben de çok seviyorum:))) Okurken hem sevdim hem de dediğim noktalara sinir oldum. Filmi sevdim ben, bir şans verebilirsin :)))

      Sil
  12. Beni çok etkileyen kitaplardan. Filmi olduğunu bilmiyordum bile. Bir ara deneyeyim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:) Ben de çok sevdim ve etkilendim kitaptan. Filmini de seyredin derim:)

      Sil
  13. Merak ettiğim kitaptı şahane oldu. Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Beğenmene çok sevindim:))) Seni tekrar görmek ne güzel, hoş geldin:))))

      Sil
  14. Zweig yine yazarlığını konuşturmuş kitabı ben de çok beğendim aynı zamanda filmini de herkese öneririm o da güzeldi. Böyle kitapların detaylı incelemelerini ülkemde görünce mutlu oluyorum çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:) Stefan Zweig kalemi güzel yazarlardan. Filmini ben de sevdim:)

      Sil
  15. 5 sayfa sonra sıkıldığım kitap, biliyorum çok yanlış yaptım ama napıyım :) Zaten 62 sayfaymış bir günde okunurdu aslında :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim:))) Stefan Zweıg kitapları çok kısa ama anlatımı oldukça etkili bir yazar:)))

      Yanlış olarak düşünme, sıkılmış olabilirsin, sevmeyebilirsin. Herkes her kitabı sevmek, beğenmek zorunda değil. Ben de Kırmızı Pazartesi kitabını hiç sevmedim, sıkılarak okudum, herkes çok seviyor kitabı:)))
      Kitap ve film herkese göre değişir, görecelidir :))))

      Sil
  16. Zweig sağlam bir yazardır. Bir çok kitabını bende okudum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Stefan Zweıg benim de çok sevdiğim yazarlardan, kitapları çok güzel :)))

      Sil
  17. ''Sana, beni asla tanımamış sana...''

    o kadar geniş anlam taşıyorki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim:))) Çok derin anlam içeren bir cümle, içinde her şey var, sevgi, sevgisizlik, kırgınlık...

      Sil